gökyüzünde ki yıldızları istiyorsun benden ..
imkansızı seviyorsun…
yıldızlar sadece seyredilmek için vardır ..
ne ben yetişebilirim ne de sen..
o zaman sadece seyredip zevkine erelim …
hem de hiçbirşey düşünmeden..
biriktiler içimde , döküldüler kaleme
İnsanın içi üşüyorsa eğer kat giyinsede yine de ısınamaz bir türlü..Sanki kutuplarda gibi büzüşür durur..Ya da gözleri körse biri gözüne soksa da birşeyleri görmek istemez..Üstünü örtüp geçer bir şeylerin..
Aslında bir kaçış ya da kendimizi kandırmak olarak kullanıyoruz üstünü örtme işini..Ama belki de en büyük hatayı orada yapıyoruz işte..Örtmemek lazım kabak gibi kalmalı ortada her duygu,her nefret , her kin..Sonra bu dile dökülüpte karşına çıktığı zaman çok can acıtıyor..
-Senden nefret ediyorum ..
-Neden peki ? neden nefret ediyorsun.?
Çünkü nefsimin istediklerini yerine getirmiyorsun,kendini ezip,kişiliğini ezip,kendi üzülen taraflarını yok sayıp benim nefsime kölelik etmiyorsun..İşte bu yüzden nefret ediyorum senden..
Şimdi ister damardan bir şarkı aç sonuna kadar zırla,istersen üzerini ört herşeyin,duyduğun herşeyi yok say..Alnına yapışsın kalsın keder..Ama faydasız istediğin kadar arabesk takıl..Üstü örtülenler,ısıtmaya çalıştığın kalbini her daim üşütecekler…
Epeydir Don Kişot misali bazı şeylerle savaş halindeyim ..Ve işin kötü tarafı bu savaşta yine kaybeden benim ..Yani aslında tam bir Don Kişot olmuşum da farkında değilim..Kavga ettiğim kılıç çektiğim , sesimi yükseltip itiraz ettiğim , isyan ettiğim katı ruhsuz bir duvardan ibaretmiş..Dev zannettiklerim yoketmeye çalıştıklarım değirmlermiş aslında..Ne aptalca değil mi?
yağmurda elele yürüdük hep , çünkü sende severdin yağmurları bende..,ne gidenler önemli oldu ne gelenler..yalnızca kırgınlıkların ve hüzünlerin ardından birbirimize hediye ettiğimiz sevgimizdi önemli olan..öyle ya kaç hüzün sıralamıştık geçmişimize , kaç telaş , kaç yalnızlık ve kaç üzüntü..özgürlüklerimizden vazgeçmiştik kendimizden vazgeçer gibi..
sen ve ben , olmayanları geri getirdik dünyamıza ..verdik birbirimize..
sen her geldiğinde hep özlemiş olurdum seni..hiç bitmedi ki özlemek , hiç doymadı ki bu yürek sana hasretine kanmadı ki hiç..evin en loş yerinde kaç kez dinlendi huzur , kaç kez söylendi yürekten dökülen aşk sözcükleri..riyasızdı yalansızdı..huzurdu bunun adı , yalnızlıktan sıyrılıp direnç bulmaktı..yeniden hayata bağlanmaktı..yaşadığını anlamaktı..öyle ya nasıldı nefes almanın tadı , çok zaman oldu nefes alamayalı..
kahır yüklü bulutlarımı dağıtalı sana daha vurgun oldu bu yürek..
sevmek acı vermek değildi , sevmek yüreklendirmekti , sevmek boğmak öldürmek değildi..sevmek kendi yüreğinden doğurmak sevdiğini ve gözlerine her baktığında erimek mum gibi , hissetmek sevildiğini ve titretmekti yüreğini..
sen ve ben uzun süren sancıların ardından doğurduk birbirimizi..senin adın masal oldu benimki de hayal ..bu hikaye ise sonuna kadar düş dünyamdan dökülen kırıntılar…
Son Yorumlar